28 Şubat 2017 Salı

Halley Yıldızı ve 76 Yıl

Halley Yıldızı ve 76 Yıl

 


Modern astronomideki önemli gelişmelerden biri, Halley kuyrukluyıldızının keşfidir. Edmund Halley isimli bilim adamı, bu yıldızın 76 yıllık dolanım süresi olduğunu 18. yüzyılda ortaya koymuştur. Edmund Halley bu keşfi ile, kuyrukluyıldızların astronomik yörüngelerini de açıklığa kavuşturmuştur.


“Halley” ismi ile anılan bu yıldızın ismi, Kuran’da dikkat çekici bir şekilde Enam Suresi’nin 76. ayetinde geçmektedir:


Gece, üstünü örtüp bürüyünce bir yıldız görmüş ve demişti ki: “Bu benim Rabbimdir.” Fakat (yıldız) kayboluverince: “Ben kaybolup-gidenleri sevmem” demişti. (Enam Suresi, 76)


“Halley” kelimesini oluşturan harfler, Kuran’da ilk defa bu ayette geçmektedir. Üstelik bu ayette “kaybolup giden” bir yıldızdan bahsedilmesi de son derece manidardır. Ayrıca bu ayette “yıldız” anlamına gelen Arapça “kevkeba” kelimesi de, “Halley” harflerinin hemen yakınında yer almaktadır:



Bu ayetin numarası olan 76 sayısı da yıldızın dönüş süresi olan 76 yıla işaret ediyor olabilir. (En doğrusunu Allah bilir.) Ayetin numarası olan 76 sayısı, Halley yıldızını temsil eder; çünkü Halley yıldızı 76 yılda bir Dünya’dan görülür, yani yörüngesini 76 yılda bir tamamlar. Bu nedenle Halley yıldızının Kuran’da ilk olarak 76. ayette geçmesi Allah’ın bir mucizesidir.



Halley Yıldızı ve 76 Yıl Mucizesi Hakkında Okumanız Gereken Genel Bilgi


Allah, içinde bulunduğumuz yıldan ondört yüzyıl evvel, tüm insanlara yol gösterici bir kitap olan Kuran-ı Kerim’i vahyetmiş ve tüm insanlığı Kuran’a uyarak kurtuluşa ermeye davet etmiştir. Kuran-ı Kerim indirildiği günden kıyamet gününe kadar, insanlığın yegane rehberi olan son İlahi kitap olacaktır.


Kuran-ı Kerim indirildiği dönemden bu döneme kadar her çağda yaşamını devam ettiren her insanın anlayabileceği, basit ve anlaşılır bir dile sahiptir. Kuran-ı Kerim’in, edebi dilinin muhteşem oluşu, benzeri olmayan üslup özellikleri ve içerdiği üstün hikmet, Kuran-ı Kerim’in Yüce Allah’ın vahyi olduğunun gerçek delillerindendir.


Kuran-ı Kerim’in Yüce Allah’ın vahyi olduğunu delillendiren çok fazla mucizevi özelliği bulunmaktadır. Bunlardan biri, ancak 20. ve 21. yüzyıl keşifleriyle eriştiğimiz bir takım bilimsel gerçeklerin 1400 sene önce Kuran’da bildirilmiş olmasıdır.


Elbette ki Kuran-ı Kerim bir bilim kitabı değildir. Fakat çeşitli ayet-i kerimelerde, ciddi derecede özlü ve hikmetli bir anlatım içinde bildirilen bir takım bilimsel bulgular, ancak 20. yüzyıl teknolojisi ile bulunmuştur. Kuran-ı Kerim’in vahyedildiği yıllarda bilimsel olarak saptanması imkansız olan bu bilgiler, insanlara Kuran-ı Kerim Yüce Allah’ın vahyi olduğunu bir kez daha kanıtlamaktadır.


Bu yazı Sn. Adnan OKTAR’ın Kuran Mucizeleri adlı eserinden faydalanarak derlenmiştir.


Okuduğunuz için teşekkür ederiz!


Allah’ın İsimleri.com



Halley Yıldızı ve 76 Yıl

27 Şubat 2017 Pazartesi

Kuantum Fiziği

Kuantum Fiziği

Kuran-ı Kerim’in indirildiği çağda, kuantum fiziği ve atomaltı parçacıklar bilinmiyordu. Fakat Kuran-ı Kerim gerek işaret ettiği bilimsel bilgiler, gerekse harf dizilimleri açısından geçmiş ve gelecek tüm bilimleri kapsayan işaretler içermektedir. Bunun bir başka örneği de Kehf Suresi’nin 37 ve 39. ayetlerde görülmekte; evrenimizi oluşturan bu temel parçacıkların isimlerine ve ağırlıklarına işaret eden bir mucize yer almaktadır. (En doğrusunu Allah bilir.)


“Nötron” kelimesini oluşturan harfler (Arapça Nun-Te-Re-Nun harfleri), tüm Kur’an-ı Kerim’de baştan sona sadece iki ayette geçmektedir. Bunlardan birisi18:39 no’lu ayettir ve “nötron kütlesi = 1839 me” olarak ifade edilmektedir.


Görüldüğü üzere, Kehf Suresi’nin 39. ayetinde hem nötron ismine hem de ayet numarasıyla nötronun ağırlığına açıkça işaret edilmektedir. (En doğrusunu Allah bilir.) Diğer binlerce ayette bu harfler yan yana gelmemekte, tam 18:39 numaralı ayette “nötron” kelimesi ortaya çıkmaktadır.



Aynı durum “Proton” için de geçerlidir. Proton kelimesini oluşturan harfler (Arapça Be-Re-Te-Nun harfleri) Kuran’ı Kerimde nötrona oranla daha fazla sayıda geçmektedir. Ancak Kehf Suresi’nin 37. ayetinde, yani 18:37 no’lu ayette, proton kelimesini oluşturan harfler soldan sağa yan yana gelmektedir. Proton’nun kütlesi ise “1836-1837 me arasındadır” ve “1837 me” olarak kabul edilmektedir. Dolayısıyla burada da ayetin numarası 18:37, protonun ağırlığı olan “1837 me”ye işaret etmektedir. (En doğrusunu Allah bilir.)



* Arapça’da “P” harfi yoktur, bu sese denk olarak “Be” harfi kullanılmaktadır.


“Nötron” ve “Proton” kelimeleri Türkçe, İngilizce, Arapça ve farklı dillerde hemen hemen aynı şekilde yazılıp okunmaktadır. Atomları, zerreleri oluşturan bu parçacıklara Kuran’da işaret edilen bir başka ayet ise şöyledir:


… Yerde ve gökte zerre ağırlığınca hiçbir şey Rabbinden uzakta (saklı) kalmaz. Bunun daha küçüğü de, daha büyüğü de yoktur ki, apaçık bir kitapta (kayıtlı) olmasın. (Yunus Suresi, 61)



Kuantum Fiziği Mucizesi Hakkında Okumanız Gereken Genel Bilgi


Güç ve kudret sahibi Allah, bundan ondört asır önce, tüm insanlara yol gösterici bir kitap olan Kuran’ı vahyetmiş ve tüm insanlığı Kuran’a uyarak kurtuluşa ermeye çağırmıştır. Kuran-ı Kerim vahyedildiği andan kıyamet gününe kadar, insanlığın yegane rehberi olan son İlahi kitap olacaktır.


Kuran-ı Kerim vahyedildiği dönemden bu yana her devirde yaşayan her insanın anlayabileceği, kolay ve sade bir dile sahiptir. Kuran-ı Kerim’in, edebi dilinin mükemmelliği, benzeri olmayan üslubu ve içinde barındırdığı üstün hikmet, Kuran-ı Kerim’in Güç ve kudret sahibi Allah’ın sözü olduğunun kesin kanıtlarındandır.


Kuran-ı Kerim’in Güç ve kudret sahibi Allah’ın sözü olduğunu delillendiren çok fazla mucizevi özelliği vardır. Bunlardan biri, ancak 20. ve 21. yy teknolojisiyle eriştiğimiz bazı bilimsel gerçeklerin 1400 yıl önce Kuran’da bildirilmiş olmasıdır.


Elbette ki Kuran-ı Kerim bir bilim kitabı değildir. ANCAK bazı ayet-i kerimelerde, ciddi derecede özlü ve hikmetli bir anlatım tarzı içinde aktarılan bazı bilimsel bulgular, ancak 20. yy teknolojisi ile bulunmuştur. Kuran-ı Kerim’in vahyedildiği dönemde bilimsel olarak saptanması mümkün olmayan bu bilgiler, insanlara Kuran-ı Kerim Güç ve kudret sahibi Allah’ın sözü olduğunu bir kez daha kanıtlamaktadır.


Bu yazı Sn. Adnan OKTAR’ın Kuran Mucizeleri adlı eserinden faydalanarak derlenmiştir.


Okuduğunuz için teşekkürler!


ALLAH’ın İSİMLERİ



Kuantum Fiziği

Ozon Tabakası

Ozon Tabakası

“Ozon” kelimesi Arapça’da, Türkçe’de ve diğer tüm yabancı dillerde hemen hemen aynı şekilde okunup yazılmaktadır. Ozon kelimesini oluşturan harfler, Cin Suresi’nin 6. ayetinde yan yana geçmektedir. Üstelik bu ayetten sonraki ayetlerde ise, gökyüzünün “koruyucu” özelliğine dikkat çekilmektedir:


Doğrusu Biz göğü yokladık; fakat onu güçlü koruyucular ve şihablarla (parlak yıldızlarla) kaplı (doldurulmuş) bulduk. (Cin Suresi, 8)


Ayette gökyüzü ile ilgili tarif edilen “koruyucu”luk, atmosferin ozon tabakası ile çok örtüşen bir açıklamadır. Çünkü ozon, gökyüzündeki koruyucu tabakadır ve Dünya’yı tehlikeli güneş ışınlarından korumaktadır.


Ozon kelimesini oluşturan harflerin yan yana gelmesi, üstelik de ardından gelen ayette gökyüzünün “koruyucu” özelliğinden bahsedilmesi tesadüflerle açıklanamaz. Bu Rabbimiz’in Kuran’da yarattığı mucizelerden biridir.




 



Ozon Tabakası Mucizesi Hakkında Okumanız Gereken Genel Bilgi


Yüce Allah, içinde bulunduğumuz yıldan 14 yüzyıl evvel, tüm insanlara doğru yola ileten bir kitap olan Kuran-ı Kerim’i indirmiş ve tüm insanlığı Kuran’a uyarak kurtuluşa ermeye çağrısında bulunuştur. Kuran indirildiği günden kıyamet gününe kadar, insanlığın tek yol göstericisi olan son Hak kitap olacaktır.


Kuran indirildiği günden bu yana her devirde yaşayan her insanın öğüt alabileceği, kolay ve anlaşılır bir dile sahiptir. Kuran-ı Kerim’in, edebi özelliğinin muhteşem oluşu, benzersiz üslup özellikleri ve içinde barındırdığı üstün hikmet, Kuran-ı Kerim’in Allah’ın sözü olduğunun gerçek delillerindendir.


Kuran-ı Kerim’in Allah’ın sözü olduğunu kanıtlayan çok fazla mucizevi özelliği vardır. Bunlardan biri, ancak 20. ve 21. yüzyıl teknolojisiyle eriştiğimiz bir takım bilimsel gerçeklerin 1400 sene önce Kuran’da belirtilmiş olmasıdır.


Elbette ki Kuran bir bilim kitabı değildir. Fakat bazı ayetlerinde, ciddi derecede özlü ve hikmetli bir anlatım içinde aktarılan bir takım bilimsel bulgular, ancak 20. yüzyıl teknolojisi ile ortaya çıkarılmıştır. Kuran-ı Kerim’in vahyedildiği dönemde bilimsel olarak keşfedilmesi imkansız olan bu bilgiler, insanlara Kuran Allah’ın sözü olduğunu bir kez daha kanıtlamaktadır.


Bu yazı Sn. Adnan OKTAR’ın Kuran Mucizeleri isimli kitabından faydalanarak derlenmiştir.


Okuduğunuz için teşekkür ederiz!


ALLAH’ın İSİMLERİ



Ozon Tabakası

25 Şubat 2017 Cumartesi

Yeraltındaki Enerji: Petrol

Yeraltındaki Enerji: Petrol

Enerji kaynaklarının başında gelen petrol, bu isimle ilk defa Alman minerolog Georgius Agricola’nın, 1556 tarihli De Re Metallica (Minerallerin Doğası Üzerine) adlı eserinde geçmektedir. Kuran’dan yüzyıllar sonra isimlendirilen bu enerji kaynağına, Kuran’da önemli işaretler yer almaktadır. (En doğrusunu Allah bilir.)


Petrol kelimesini oluşturan harfler (Be-Te-Re-Le) tüm Kuran’da tek bir ayette yan yana geçmektedir. En’am Suresi’nin 59. ayetinde, “yerin karanlıklarındaki” anlamına gelen “fi zulumati elardi” ifadesi de, petrolün yerin altındaki oluşumuna işaret edercesine aynı ayette yer almaktadır.


…. Karada ve denizde olanların tümünü O bilir, O, bilmeksizin bir yaprak dahi düşmez; yerin karanlıklarındaki bir tane, yaş ve kuru dışta olmamak üzere hepsi (ve herşey) apaçık bir kitaptadır. (En’am Suresi, 59)


Kuran’dan asırlar sonra kullanılan petrol kelimesinin farklı dillerdeki yazılışı veya okunuşu hemen hemen aynıdır; Türkçe, İngilizce, Arapça’da olduğu gibi…



* Arapça’da “P” harfi yoktur, bu sese denk olarak “Be” harfi kullanılmaktadır.


Ayrıca bilimadamları petrolün oluşumunu açıklarken, hayvan ve bitkilere ait kalıntıların uzun bir zaman aralığının ardından petrole dönüştüğünü ifade etmektedirler. Kuran’da bu oluşuma dikkat çeken bir diğer ayet şöyledir:


‘Yemyeşil-otlağı’ çıkardı. Ardından onu kuru, kara bir duruma soktu. (A’la Suresi, 4-5)


(Konu ile ilgili detaylı açıklama için bakınız, Harun Yahya, Kuran Mucizeleri, 1. cilt, 8. Baskı, Temmuz 2006)



Yeraltındaki Enerji: Petrol Mucizesi Hakkında Okumanız Gereken Genel Bilgi


Allah, içinde bulunduğumuz yıldan ondört yüzyıl önce, bütün insanlara yol gösterici bir kitap olan Kuran’ı indirmiş ve bütün insanlığı Kuran’a uyarak kurtuluşa ermeye davet etmiştir. Kuran indirildiği günden kıyamet gününe kadar, insanlığın tek yol göstericisi olan son Hak kitap olacaktır.


Kuran indirildiği dönemden bu yana her devirde yaşamını devam ettiren her insan grubunun öğüt alabileceği, basit ve anlaşılır bir dile sahiptir. Kuran’ın, belagat özelliğinin muhteşem oluşu, benzersiz üslup özellikleri ve içerdiği kusursuz hikmet, Kuran’ın Yüce Allah’ın vahyi olduğunun kesin kanıtlarındandır.


Kuran’ın Yüce Allah’ın vahyi olduğunu kanıtlayan çok fazla mucizevi özelliği bulunmaktadır. Bunlardan biri, ancak 20. ve 21. yüzyıl keşifleriyle eriştiğimiz bazı bilimsel gerçeklerin 1400 yıl önce Kuran’da belirtilmiş olmasıdır.


Elbette ki Kuran bir bilim kitabı değildir. ANCAK çeşitli ayetlerinde, ciddi derecede özlü ve hikmetli bir anlatım içinde aktarılan bazı bilimsel bulgular, ancak 20. yüzyıl teknolojisi ile bulunmuştur. Kuran’ın indirildiği dönemde bilimsel olarak keşfedilmesi imkansız olan bu bilgiler, insanlara Kuran Yüce Allah’ın vahyi olduğunu bir kez daha ispatlamaktadır.


Bu yazı Sn. Adnan OKTAR’ın Kuran Mucizeleri isimli eserinden faydalanarak derlenmiştir.


Okuduğunuz için teşekkür ederiz!


Allah’inİsimleri.COM



Yeraltındaki Enerji: Petrol

Belirlenmiş vakitlerde hamd etmek ve Allah’ı tesbih etmek

Belirlenmiş vakitlerde hamd etmek ve Allah’ı tesbih etmek

Hamd ve Allah’ı tesbih etmek müminin hayatının bir parçasıdır. Hamd, her türlü övgü, yüceltme ve iltifata layık olanın yalnızca Allah olduğunu, tesbih ise Allah’ın, akla gelebilecek ya da gelmeyecek her türlü eksiklik, kusur ve hatadan uzak ve münezzeh olduğunu hem dil hem de kalp ile tasdik etmektir.


Hamd ve tesbihin yalnızca müminlerin değil, aynı zamanda bütün kainatın bir ibadeti olduğu ayetlerde şöyle haber verilir:


Yedi gök, yer ve bunların içindekiler O’nu tesbih eder; O’nu övgü ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur, ancak siz onların tesbihlerini kavramıyorsunuz. Şüphesiz O, halim olandır, bağışlayandır. (İsra Suresi, 44)

Gök gürültüsü O’nu hamd ile, melekler de O’na olan korkularından tesbih ederler… (Rad Suresi, 13)

5 vakit namaz kılmak gibi, belirlenmiş vakitlerde Allah’ı tesbih etmek ve O’na hamd etmek de Kuran’da geçen farzlardandır. Bir mümin Allah’ın farz kıldığı konular arasında kendi anlayışına göre bir önem sırası yapamaz. Yani namaz kılmayı tesbih etmekten veya oruç tutmayı zekat vermekten daha önemli ya da önemsiz göremez. Allah’ın emirlerini harfiyen yerine getirir. Allah insanı yalnızca Kendisi’ne kulluk etmesi için yaratmıştır. Allah’ı, Kuran’da belirtilen beş vakitte, Allah’ın istediği şekilde tesbih etmek müminin günlük hayatındaki en önemli görevlerinden biridir. Sabah namazı ve ikindi vakitlerinde, tesbihle birlikte ayrıca hamd edilmesi de ayetlerde özellikle belirtilmiştir.



Belirlenmiş vakitlerde hamd etmek ve Allah’ı tesbih etmek İle İlgili Genel Bilgi


Bir kısım insanlar dine inandıkları ve neredeyse hergün Kuran’daki ayetleri okudukları halde Kuran’da bulunan ayetlerin bir kısmını kolay bir şekilde gözardı edebilmektedirler. Kimileri bu hataya yanlışlıkla uyarken, kimileri de bu ayetleri, ürettikleri Kuran dışı bir zihin yapısının etkisiyle bile bile önemsememektedirler.


www.harunyahya.org


Tüm bunları yaparken Kuran ayetlerini isteyerek gözardı etmenin Allah Katında kendilerine nasıl bir sorumluluk yükleyeceğini ve kendilerini Allah’ın rızasından nasıl uzaklaştıracağını ise hiç düşünmemektedirler. Oysa Kuran ayetlerinde Allah’ın hükümlerini dikkate almayan kimselerin ahirete gittiklerinde azapla karşılaşabilecekleri önemle hatırlatılan bir konudur.


Bu yazıda size Kuran’da bahsi geçen önemli hükümlerden bir tanesini asla unutmamanız gerektiğinizden bahsettik. Bu yazıyı PAYLAŞMANIZI öneririz. Sitemize ABONE OLMANIZI DA isteriz…


Okuduğunuz için teşekkürler!


Allah’ın İsimleri.com



Belirlenmiş vakitlerde hamd etmek ve Allah’ı tesbih etmek

Televizyonun İcadı

Televizyonun İcadı

 


Televizyon yayınları ışık hızındaki elektromanyetik dalgaların evlerimize kadar ulaşmasıyla gerçekleştirilmektedir. Televizyon dalgaları öylesine hızlıdır ki, kilometrelerce uzaklıktan aynı saniye içerisinde görüntü nakli yapılabilmektedir. Kuran’daki Neml Suresi’nde -bu teknolojiyi anımsatacak şekilde- Hz. Süleyman’ın farklı bir ülkede bulunan kraliçenin tahtını, aynı saniye içerisinde mucizevi bir biçimde getirttiği anlatılmaktadır:


Kendi yanında kitaptan ilmi olan biri dedi ki: “Ben, (gözünü açıp kapamadan) onu sana getirebilirim.” Derken (Süleyman) onu kendi yanında durur vaziyette görünce dedi ki: “Bu Rabbimin fazlındandır, O’na şükredecek miyim, yoksa nankörlük edecek miyim diye beni denemekte olduğu için (bu olağanüstü olay gerçekleşti)…” (Neml Suresi, 40)


Bu ayet ilk bakışta bize teleportasyon (ışınlama) veya görüntü naklini (televizyonu) anımsatmaktadır. Bu olayın anlatıldığı Neml Suresi’nde bazı harflerin gizli bir biçimde yan yana gelip “Televizyon” kelimesini oluşturduğu görülmektedir.




Televizyon kelimesini oluşturan harfler, Hz. Süleyman’dan bahsedilen Neml Suresi’nin 17. ayetinde soldan sağa yan yana dizilmiş durumdadır. Televizyon kelimesi Türkçe, İngilizce, Arapça ve farklı dillerde hemen hemen aynı şekilde yazılıp okunmaktadır.


Harflerin dizilimi ile ilgili tüm bu örnekler birarada incelendiğinde, tesadüflerle açıklanması mümkün olmayan bir mucize ortaya çıkmaktadır. Aynı zamanda, bu örneklerin her biri Kuran’da araştıranlar için, daha nice mucizelerin gizli olabileceğine de bir işarettir.


Bir ayette, Rabbimiz Kuran-ı Kerim’le ilgili şöyle buyurmaktadır:


Eğer yeryüzündeki ağaçların tümü kalem ve deniz de -onun ardından yedi deniz daha eklenerek- (mürekkep) olsa, yine de Allah’ın kelimeleri (yazmakla) tükenmez. Şüphesiz Allah, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir. (Lokman Suresi, 27)


 



Televizyonun İcadı Mucizesi Hakkında Okumanız Gereken Genel Bilgi


Güç ve kudret sahibi Allah, içinde bulunduğumuz yıldan ondört asır önce, bütün insanlara yol gösteren bir kitap olan Kuran’ı göndermiş ve bütün insanlığı Kuran-ı Kerim’e uyarak kurtuluşa ermeye çağrısında bulunuştur. Kuran vahyedildiği andan kıyamet gününe kadar, insanlığın tek yol göstericisi olan son Hak kitap olacaktır.


Kuran vahyedildiği dönemden bu döneme kadar her devirde yaşayan her insanın anlayabileceği, kolay ve anlaşılır bir dile sahiptir. Kuran’ın, belagat dilinin mükemmelliği, benzersiz üslup özellikleri ve içinde barındırdığı kusursuz hikmet, Kuran’ın Yüce Allah’ın vahyi olduğunun gerçek kanıtlarındandır.


Kuran’ın Yüce Allah’ın vahyi olduğunu ispatlayan pek çok mucize içeren özelliği bulunmaktadır. Bu özelliklerden biri, ancak 20. ve 21. asır keşifleriyle eriştiğimiz bir takım bilimsel gerçeklerin 1400 yıl önce Kuran’da bildirilmiş olmasıdır.


Elbette ki Kuran bir bilim kitabı değildir. Fakat bazı ayet-i kerimelerde, ciddi derecede özlü ve hikmetli bir anlatım içinde aktarılan bir takım bilimsel gerçekler, ancak 20. asır teknolojisi ile keşfedilmiştir. Kuran’ın indirildiği yıllarda bilimsel olarak saptanması mümkün olmayan bu bilgiler, insanlara Kuran Yüce Allah’ın vahyi olduğunu bir kez daha kanıtlamaktadır.


Bu yazı Sn. Adnan OKTAR’ın Kuran Mucizeleri adlı kitabından faydalanarak derlenmiştir.


Okuduğunuz için teşekkür ederiz!


Allah’inİsimleri.COM



Televizyonun İcadı

Venüs ve Mars"ın Dönüş Süreleri


Venüs ve Mars, sıralama bakımından Dünya’ya en yakın iki gezegenin isimleridir. Kuran’da bu gezegenlerin günümüzdeki isimlerini oluşturan harfler, kendi çevrelerindeki dönüş sürelerine işaret edercesine dizilmişlerdir.


Kuran’da Venüs kelimesini oluşturan harfler (Arapça’da Vav-Elif-Nun-Elif-Sin) Kuran’da ilk olarak Enfal suresinin 72. ayetinde yan yana gelmektedir. Bir sonraki Venüs harfleri ise, Hud suresinin 3. ayetinde yan yana gelmektedir. Bu iki yerin arasında toplam 243 ayet geçmektedir. Uzay’da Venüs’ün kendi çevresindeki dolanım süresi de tam 243 gün sürer; yani 243 gün bitince dönüşünü tekrarlar. Kuran’da da, ilk Venüs harflerinden 243 ayet sonra bu harfler yeniden tekrarlanmaktadır.


Aynı şekilde, bu harf dizilimi Mars için de geçerlisir. Mars kelimesini oluşturan harfler (Arapça’da Mim-Elif-Ra-Sin) Kuran’da ilk olarak Mü’minun suresinin 44. ayetinde yan yana gelmektedir. Bir sonraki Mars harfleri ise yine Mü’minun suresinin 45. ayetinde yan yana gelmektedir. Yani hemen 1 ayet sonra tekrar geçmektedir. Aynı şekilde Mars’ın kendi çevresindeki dolanım süresi de sadece 1 gün sürer.



Venüs kelimesini oluşturan harfler Enfal Suresi’nin 72. ayetinde sağdan sola doğru yan yana gelmektedir.



Venüs kelimesini oluşturan harfler, Hud Suresi’nin 3. ayetinde sağdan sola doğru yan yana gelmektedir.



Mars kelimesini oluşturan harfler, Mü’minun Suresi’nin 44. ayetinde sağdan sola doğru yan yana gelmektedir.



Mars kelimesini oluşturan harfler, Mü’minun Suresi’nin 45. ayetinde sağdan sola doğru yan yana gelmektedir.


Mars ve Venüs gezegenlerinin dolanım süreleri modern astronomiye ait bilgilerdir. Bu gezegenlerin kendi çevrelerindeki dönüş süreleri astronomlar tarafından, Kuran’dan yüzyıllar sonra keşfedilmiştir. Diğer taraftan modern astronomide kullanılan Mars ve Venüs gezegenlerinin isimleri, Arapça’da sırasıyla Merih ve Zuhra olarak yer almaktadır. Kuran’ın indirildiği dönemde farklı toplumlar, bu gezegenler için farklı isimler kullanmaktalardı. Dolayısıyla Mars ve Venüs isimlerinin Kuran’da gizli bir şekilde yer alması da mucize niteliğindedir.


Kuran’da yer alan bu olağanüstü dizilimler, Kuran’ın Yüce Rabbimiz’in vahyi olduğunu bir kez daha tasdik etmektedir. Secde Suresi’nde Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:


Kendisinde şüphe olmayan bu Kitab’ın indirilişi alemlerin Rabbi tarafındandır. Yoksa onlar: “Bunu uydurdu” mu diyorlar? Hayır; o, Rabbinden olan bir haktır; senden önce kendilerine bir uyarıcı gelmemiş bir kavmi uyarman için (onu sana indirdik). Umulur ki hidayet bulurlar. (Secde Suresi, 2-3)



Venüs ve Mars’ın Dönüş Süreleri Mucizesi Hakkında Okumanız Gereken Genel Bilgi


Güç ve kudret sahibi Allah, bundan 14 yüzyıl önce, bütün insanlara yol gösteren bir kitap olan Kuran’ı göndermiş ve bütün insanlığı Kuran’a uyarak kurtuluşa ermeye çağrısında bulunuştur. Kuran gönderildiği andan kıyamete kadar, insanlığın tek rehberi olan son Hak kitap olacaktır.


Kuran gönderildiği dönemden bu yana her devirde hayatını sürdüren her insanın anlayabileceği, kolay ve anlaşılır bir özelliğe sahiptir. Kuran’ın, edebi dilinin muhteşem oluşu, benzeri olmayan üslup özellikleri ve içinde barındırdığı üstün hikmet, Kuran’ın Allah’ın sözü olduğunun gerçek delillerindendir.


Kuran’ın Allah’ın sözü olduğunu kanıtlayan pek çok mucize içeren özelliği vardır. Bu özelliklerden biri, ancak 20. ve 21. yy keşifleriyle eriştiğimiz bir takım bilimsel gerçeklerin 1400 sene önce Kuran’da bildirilmiş olmasıdır.


Elbette ki Kuran bir bilim kitabı değildir. Fakat bazı ayet-i kerimelerde, ciddi derecede özlü ve hikmetli bir anlatım içinde bildirilen bir takım bilimsel bulgular, ancak 20. yy teknolojisi ile ortaya çıkarılmıştır. Kuran’ın vahyedildiği yıllarda bilimsel olarak keşfedilmesi mümkün olmayan bu bilgiler, insanlara Kuran Allah’ın sözü olduğunu bir kez daha ispatlamaktadır.


Bu yazı Sn. Adnan OKTAR’ın Kuran Mucizeleri adlı kitabından faydalanarak derlenmiştir.


Okuduğunuz için teşekkürler!


Allah’inİsimleri.COM



Venüs ve Mars"ın Dönüş Süreleri

24 Şubat 2017 Cuma

Bir topluluğa karşı duyulan kinin adaletten alıkoymaması

Bir topluluğa karşı duyulan kinin adaletten alıkoymaması

Adalet, insanlar arasındaki anlaşmazlıklara çözüm getirirken hak sahibine tarafsız bir şekilde hakkını vermek anlamına gelir. Ancak Kuran ahlakını yaşamayan insanlar genelde tam ve kesin bir adalet anlayışıyla hareket etmezler. Karar verirken birçok dış etken onların kararlarını olumlu ya da olumsuz yönde etkileyebilir. Örneğin hakkında karar vereceği insanlardan, kendisine daha yakın gördüğü kişinin lehine karar alabilir. Ya da menfaatine uygun gördüğü ve kendisine fayda sağlayacağını düşündüğü şekilde hüküm verebilir. Yani her türlü şahsi çıkar uğruna kararında adil olmayabilir.


Ancak insanların adaletsizlikleri en çok, kin duydukları kişilere olan tavırlarında ortaya çıkar. Nefsi kaplayan bir kin duygusunda kişi, karşısındaki insan hakkında olumlu bir karar almakta zorlanabilir. Geçmişten gelen içinde sakladığı bir kin, karşı tarafta haklılık payı bile olsa bu haklılığı ortaya çıkarmasına izin vermeyebilir. Ya da kin duyduğu topluluk veya kişinin hakkına tecavüz ettirebilir.


Bu nedenle Allah kinin adaleti engelleme yönüne özellikle dikkat çekmiş ve Müslümanları bu konuda uyarmıştır.


Ey iman edenler, adil şahidler olarak, Allah için, hakkı ayakta tutun. Bir topluluğa olan kininiz, sizi adaletten alıkoymasın. Adalet yapın. O, takvaya daha yakındır. Allah’tan korkup-sakının. Şüphesiz Allah, yapmakta olduklarınızdan haberi olandır. (Maide Suresi, 8)


Ayetin emri gereği Müslümanlar yakınlık, menfaat, akrabalık bağı ya da kin gibi konular sebebiyle hiçbir zaman karşılarındaki kişi ya da topluluğa karşı adaletsizlik yapmazlar. Karşılarındaki kişinin inancı, düşüncesi, felsefesi ne olursa olsun, Müslümanların kendi inançlarına aykırı da olsa, bu onların bu topluluk hakkında doğru kararı almalarına engel değildir. Hiçbir zaman duygularına kapılarak hareket etmez ve akılcılıktan uzaklaşmazlar. Verecekleri hüküm kendi aleyhlerine bile olsa, doğruyu gizlemez ya da saptırmazlar.



Bir topluluğa karşı duyulan kinin adaletten alıkoymaması İle Alakalı Genel Bilgi


Bazı kişiler dine iman ettikleri ve neredeyse hergün Kuran’daki ayetleri okudukları halde Kuran’da bulunan ayetlerin bazılarını kolay bir şekilde gözardı edebilmektedirler. Kimi insanlar bu hataya bilinçsizce uyarken, kimileri de bu hükümleri, ürettikleri Kuran dışı bir mantığın etkisiyle bilerek önemsememektedirler.


www.harunyahya.org


Tüm bunları yaparken Kuran hükümlerini isteyerek gözardı etmenin Allah’ın huzurunda kendilerine nasıl bir sorumluluk yükleyeceğini ve kendilerini Allah’ın rızasından nasıl uzaklaştıracağını ise hiç düşünmemektedirler. Oysa Kuran ayetlerinde Allah’ın hükümlerini görmezden gelen kimselerin ahirete gittiklerinde azapla karşılaşabilecekleri önemle hatırlatılan bir konudur.


Bu yazıda size Kuran’da bahsedilen önemli hükümlerden birini asla unutmamanız gerektiğinizden bahsettik. Bu yazıyı PAYLAŞMANIZI öneririz. Sitemize ABONE OLMANIZI DA öneririz…


Okuduğunuz için teşekkürler!


Allah’ın İsimleri.com



Bir topluluğa karşı duyulan kinin adaletten alıkoymaması

Bineklere binildiğinde Allah’ın nimetlerini anmak

Bineklere binildiğinde Allah’ın nimetlerini anmak

İnsanların yaşayabilmek için muhtaç olduğu temel ihtiyaçlarının dışında sırf ona bir rahatlık ve konfor olması için verilen pek çok nimet vardır. İnsanların yürüyerek asla erişemeyeceği mekanlara ulaşabilmelerini sağlayan binekler bu nimetlerden biridir. Bu binekler Allah’ın insanlara olan merhametinin ve ihsanının bir örneği ve delilidir. Bu nedenle Allah bineklere binildiğinde insanların üzerlerindeki bu merhameti ve lütfu hatırladıklarını zikretmelerini emreder.


Onların sırtlarına binip-doğrulmanız, sonra doğrulduğunuz zaman, Rabbinizin nimetini zikretmeniz ve: “Bunlara bizim için boyun eğdiren (Allah) ne Yücedir, yoksa biz bunu (kendi hizmetimize) yanaştıramazdık” demeniz için. Ve biz elbette, Rabbimiz’e çevrilip-döneceğiz.” (Zuhruf Suresi, 13-14)


Müslümanlar Allah’ın kullarına karşı merhamet sahibi olduğunu bilirler bu nedenle kendi hizmetlerine verilen otomobil, uçak, tren, asansör gibi bineklere bindiklerinde, bu ayetleri tekrarlarlar. Allah’ın şanını yüceltir ve Allah eğer dilememiş ve insanlara ilmini öğretmemiş olsa bu tip bir konfora asla sahip olmayacaklarını bir kere daha hatırlarlar.



Bineklere binildiğinde Allah’ın nimetlerini anmak İle İlgili Genel Bilgi


Bir kısım insanlar dine inandıkları ve neredeyse hergün Kuran’daki ayetleri inceledikleri halde Kuran’da yer alan ayetlerin bazılarını rahatlıkla gözden kaçırabilmektedirler. Kimileri bu yanlışa sehven düşerken, kimileri de bu hükümleri, ürettikleri Kuran dışı bir zihin yapısının etkisiyle bilerek önemsiz görmektedir.


www.harunyahya.org


Bu şekilde yaşarken Kuran hükümlerini bile bile gözardı etmenin Allah’ın huzurunda kendilerine nasıl bir sorumluluk yükleyeceğini ve kendilerini Allah’ın rızasından nasıl uzaklaştıracağını ise hiç düşünmemektedirler. Oysa Kuran ayetlerinde Allah’ın hükümlerini dikkate almayan bireylerin ahirete gittiklerinde azapla karşılaşabilecekleri önemle hatırlatılan bir konudur.


Bu yazıda size Kuran’da bahsedilen önemli hükümlerden bir tanesini asla unutmamanız gerektiğinizden bahsettik. Bu yazıyı PAYLAŞMANIZI tavsiye ederiz. Sitemize ABONE OLMANIZI DA isteriz…


Okuduğunuz için teşekkür ederiz!


Allah’ın İsimleri.com



Bineklere binildiğinde Allah’ın nimetlerini anmak

Kuran"daki Dikkat Çekici Sayılar


Bu bölümde, içerisinde sayısal bir ifade geçen sureler üzerinde yapılan, çeşitli hesaplama sonuçları sunulmaktadır. İlgili surelerde farklı hesaplar sonucunda elde edilen aynı rakamlar, son derece dikkat çekici boyuttadır. Bu çalışmada surelerdeki hece ve harf adetleri, harf çeşitleri, ebced değerleri gibi çeşitli yönlerden hesaplamalar aktarılmakta ve ortaya çıkan sayılardaki şaşırtıcı benzerlik ortaya konmaktadır.


Kuran-ı Kerim anlam bakımından hikmet ve ilim üstünlüğünün yanı sıra, sayısal olarak da zengin ve olağanüstü düzenler içindedir. Nebe Suresi’nin 29. ayetinde Rabbimiz “… Biz, herşeyi yazıp saymışızdır” buyurmaktadır. Cin Suresi’nin 28. ayetinde ise “… (Allah) herşeyi sayı olarak da sayıp-tespit etmiştir” buyrulmaktadır. Kuran-ı Kerim’le ilgili elde edilen mucizevi sayısal düzenler, aynı zamanda Yüce Rabbimiz’in “sonsuz da olsa, herşeyin sayısını bilen” anlamına gelen “Muhsi” isminin bir tecellisidir.


HZ. MUSA İLE 40 GECE İÇİN SÖZLEŞİLMESİ


Hani Musa ile kırk gece için sözleşmiştik. Ama sonra siz, onun arkasından buzağıyı (tanrı) edinmiş ve (böylece) zalimler olmuştunuz. (Bakara Suresi, 51)


  • “40 gece” anlamına gelen “erbaine leyleten” ifadesinden itibaren, ayet sonuna kadar olan harf adedi 40.

  • Ayette “erbaine leyleten” (40 gece) ifadesine kadar olan noktalı harflerin ebced değeri 40. (En küçük ebced hesabıyla)

  • Bu konu, Kuran’da ilk olarak, Bakara Suresi’nin 40. ayetinde başlamaktadır.

  • Bu konunun başladığı 40. ayetin hece adedi 40.1

Ayrıca:


  • “Erbaine leyleten” (40 gece) konusu ile ilgili ayetler açık olarak, Bakara Suresi’nin 51. ayetinden başka, Araf Suresi 142. ayetinde geçmektedir. İşari olarak ise yine Araf Suresi’nin 143. ve 155. ayetlerinde zikredilmekedir.

a) Bu ayetler arasındaki sureler şunlardır: “Bakara Suresi”, “Al-i İmran Suresi”, ” Nisa Suresi”, “Maide Suresi”, ” Enam Suresi”, “Araf Suresi”.

Bu sure adlarındaki toplam hece adedi tam 40’tır.

(Su-re-tü’l-Ba-ka-ra-ti, Su-re-tü A-li İm-ra-ne, Su-re-tü’n-Ni-sa-i, Su-re-tü’l-Ma-i-de-ti, Su-re-tü’l-En’a-mi, Su-re-tü’l-A’ra-fi)

b) Surelerin isimleri olan “El-Bakara”, “Al-i İmran”, “En-Nisa”, “El-Maide”, “El-En’am”, “El-A’raf”, kelimelerindeki harf adedi de 40’tır.


TAŞTAN 12 PINAR FIŞKIRMASI


(Yine) Hatırlayın; Musa kavmi için su aramıştı, o zaman Biz ona: “Asanı taşa vur” demiştik de ondan on iki pınar fışkırmıştı, böylece herkes içeceği yeri bilmişti. Allah’ın verdiği rızıktan yiyin, için ve yeryüzünde bozgunculuk (fesad) yaparak karışıklık çıkarmayın. (Bakara Suresi, 60)


  • Ayette “oniki” anlamına gelen “isneta aşrate” ifadesine kadar olan kelime adedi 12.

  • “(Taştan) 12 pınar fışkırdı” anlamına gelen “infeceret minhu isneta aşerete aynen” ifadesindeki noktalı harf adedi 12.

  • “İnfeceret minhu isneta aşerete aynen” ifadesinde kullanılan harf çeşidi de 12’dir. 2

ÜÇBİN MELEKLE YARDIM EDİLMESİ


Sen mü’minlere: “Rabbinizin size meleklerden indirilmiş üçbin kişiyle yardım-iletmesi size yetmez mi?” diyordun. (Al-i İmran Suresi, 124)


  • “Meleklerden üçbin” anlamına gelen “selaseti alafin min elmelaiketi” ifadesinin ebced değeri üçbindir. (Büyük ebced hesabıyla)

BEŞBİN MELEKLE YARDIM EDİLMESİ


Evet, eğer sabrederseniz, sakınırsanız ve onlar da aniden üstünüze çullanıverirlerse, Rabbiniz size meleklerden nişanlı beşbin kişiyle yardım ulaştıracaktır. (Al-i İmran Suresi, 125)


  • Ayette “melekler” anlamına gelen “el-melaiketi” ifadesinin ilk harfine kadar olan harflerin ebced değeri beşbindir. (Küçük ebced hesabıyla)

12 GÜVENİLİR GÖZETLEYİCİ GÖNDERİLMESİ


Andolsun, Allah İsrailoğulları’ndan kesin söz (misak) almıştı. Onlardan on iki güvenilir- gözetleyici göndermiştik. Ve Allah onlara: “Gerçekten Ben sizinle birlikteyim. Eğer namazı kılar, zekatı verir, elçilerime inanır, onları savunup-desteklerseniz ve Allah’a güzel bir borç verirseniz, şüphesiz sizin kötülüklerinizi örter ve sizi gerçekten, altından ırmaklar akan cennetlere sokarım. Bundan sonra sizden kim inkar ederse, cidden dümdüz bir yoldan sapmıştır.” (Maide Suresi, 12)


  • “12 güvenilir-gözetleyici” anlamına gelen “isney aşera nakiba” ifadesindeki harf adedi 12’dir.

  • Ayetin başından “isney aşera” (oniki) ifadesine kadar, surenin ismi olan Maide kelimesinde geçen harflerin tekrarlanışı: 12. 3

  • Ayet numarası 12.

  • Ayetin ilk ve son harflerinin ebced değeri 12’dir. (En küçük ebced hesabıyla)4

HZ. MUSA İLE 30 GECE VE 10 GECE İÇİN SÖZLEŞİLMESİ


Musa ile otuz gece için sözleştik ve ona bir on daha ekledik. Böylece Rabbinin belirlediği süre, kırk geceye tamamlandı. Musa, kardeşi Harun’a “Kavmimde benim yerime geç, ıslah et ve bozguncuların yolunu tutma” dedi. (Araf Suresi, 142)


  • “30 gece” anlamına gelen “selasine leyleten” ifadesinden itibaren, ibare* sonuna kadar olan hece adedi 30.5

  • “Selasine leyleten” (30 gece) ifadesinden sonra ayet sonuna kadar, “selasine leyleten” ifadesine ait harf adedi 30.6

  • “Selasine” (30) kelimesinden itibaren, ibare* sonuna kadar olan hece adedi 30.7

  • Ayette “selasine” (30) kelimesinden sonra ayet sonuna kadar, surenin mukataa harfleri olan “elif, lam, mim, sad” harflerinin kullanım sayısı 30’dur.8

  • Ayette “aşr” (10) kelimesine gelinceye kadar olan noktalı harflerin harf adedi 10.

  • “Aşr” (10) kelimesinden sonra ibare* sonuna kadar olan noktasız harf adedi 10.

  • “Aşr” (10) kelimesi, Araf Suresi’nde sondan başa doğru 10. sayfada bulunmaktadır.

  • Ayette “aşr” (10) kelimesine gelinceye kadar, surenin mukattaa harfleri olan “elif, lam, mim, sad” harflerinin kullanım sayısı 10’dur.9

  • “Ve ona bir on daha ekledik” anlamına gelen “ve etmemnaha biaşrin” ifadesinde kullanılan harf çeşidi 10’dur.10

12 TOPLULUK VE TAŞTAN FIŞKIRAN

12 PINAR


Biz onları (İsrailoğulları’nı) ayrı ayrı oymaklar olarak on iki topluluk (ümmet) olarak ayırdık. Kavmi kendisinden su istediğinde Musa’ya: “Asan’la taşa vur” diye vahyettik. Ondan on iki pınar sızıp-fışkırdı; böylece her bir insan- topluluğu su içeceği yeri öğrenmiş oldu. Üzerlerine bulutla gölge çektik ve onlara kudret helvası ile bıldırcın indirdik. (Sonra da şöyle dedik:) “Size rızık olarak verdiklerimizin temiz olanlarından yiyin.” Onlar Bize zulmetmedi, ancak kendi nefislerine zulmediyorlardı. (Araf Suresi, 160)


  • Ayette “isnetey aşrate” (oniki) ifadesine kadar, “isnetey aşrate” ifadesindeki harfler 12 defa geçmektedir.11

  • “İsnetey aşrate” (oniki) ifadesinden itibaren ibare* sonuna kadar kullanılan harf çeşidi 12.12

  • “İsneta aşrate” (oniki) ifadesinden itibaren ibare* sonuna kadar, “isneta aşrate”nin harfleri 12 defa geçmektedir.13

  • “İsnetey aşrate” (oniki) ile “isneta aşrate” (oniki) arasında, bu kelimelere ait harflerin bulunduğu kelime adedi 12.15

  • Bulunduğu ibarede, “isneta aşrate ayna” (oniki pınar) ifadesine kadar kullanılan harf çeşidi 12.16

ALLAH KATINDA AYLARIN SAYISININ

12 OLMASI


Gerçek şu ki, Allah Katında ayların sayısı, gökleri ve yeri yarattığı günden beri Allah’ın kitabında on ikidir. Bunlardan dördü haram aylardır. İşte dosdoğru olan hesab (din) budur. Öyleyse bunlarda kendinize zulmetmeyin ve onların sizlerle topluca savaşması gibi siz de müşriklerle topluca savaşın. Ve bilin ki Allah, takva sahipleriyle beraberdir. (Tevbe Suresi, 36)


  • Ayette “isna aşera” (oniki) ifadesine gelinceye kadar olan hece adedi tam 12’dir.

  • “İsna aşera” (oniki) ifadesinden sonra ibare* sonuna kadar olan noktalı harf adedi de 12’dir.

70 DEFA BAĞIŞLANMA DİLEME


Sen, onlar için ister bağışlanma dile, istersen dileme. Onlar için yetmiş kere bağışlanma dilesen de, Allah onları kesinlikle bağışlamaz. Bu, gerçekten onların Allah’a ve elçisine (karşı) nankörlük etmeleri dolayısıyladır. Allah fasıklar topluluğuna hidayet vermez. (Tevbe Suresi, 80)


  • “Seb’ine merraten” (yetmiş kere) ifadesinden itibaren ayet sonuna kadar olan harf adedi 70.17

  • “Seb’ine merraten” (yetmiş kere) ifadesinden itibaren ibare* sonuna kadar kullanılan harf çeşitlerinin ebced değeri 70’tir.18 (En küçük ebced hesabıyla).

  • Bu ayetteki noktasız harf adedi 70’tir.19

YILLARIN SAYISINI VE HESABI BİLME


Güneş’i bir aydınlık, Ay’ı bir nur kılan ve yılların sayısını ve hesabı bilmeniziçin ona duraklar tespit eden O’dur. Allah, bunları ancak hak ile yaratmıştır. O, bilen bir topluluk için ayetleri böyle birer birer açıklamaktadır. (Yunus Suresi, 5)


Bir Hicri ay ise ancak 29 gün veya 30 gün çekebilir. (Bunun dışında da bir ihtimal yoktur.)


  • Kameri ay 29 veya 30 gündür. Ayette “yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için ona duraklar tespit eden O’dur” anlamına gelen “kadderahu menazile lita’lemu adede’ssinine velhisab” ifadesine gelinceye kadar olan harf adedi 29.

  • “Ay” anlamına gelen “El-Kamer”in ebced değeri 29’dur. (En küçük ebced hesabıyla)

Biz geceyi ve gündüzü iki ayet kıldık; gece ayetini sildik de Rabbinizden bir fazl aramanız, yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için gündüzün ayetini aydınlatıcı kıldık. Biz, herşeyi yeterince açıkladık. (İsra Suresi, 12)


Bir Hicri yıl 354 ya da 355 gün çekmektedir. (Bunların dışında bir ihtimal yoktur.)


  • “Yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için” anlamına gelen “lita’lemu adede’ssinine vel hisab” ifadesine gelinceye kadar olan harflerin ebced değeri 354. (En küçük ebced hesabıyla)

BENZER 10 SURE GETİREMEMELERİ


Yoksa: “Onu kendisi uydurdu” mu diyorlar? De ki: “Haydi siz, yalan üzere uydurulmuş olarak onun benzeri on sure getirin ve eğer doğru sözlüyseniz, Allah’tan başka çağırabildiklerinizi çağırın.” (Hud Suresi, 13)


  • Bulunduğu ibarede “aşri” (on) kelimesine kadar kullanılan harf çeşidi 10.20

  • Ayette “aşri” (on) kelimesine gelinceye kadar olan noktalı harf adedi 10.21

  • Ayette “yalan üzere uydurulmuş olarak onun benzeri on sure” anlamına gelen “biaşri süverin mislihi müftereyatin” ifadesine gelinceye kadar olan hece adedi 10.22

  • “De ki: “Haydi siz, yalan üzere uydurulmuş olarak onun benzeri on sure getirin” anlamına gelen “kul fe’tu biaşri süverin mislihi müftereyatın” ifadesindeki noktalı harf adedi 10.

  • “Onun benzeri 10 sure” anlamına gelen “aşri süverin mislihi” ifadesindeki harf adedi 10.

  • “Aşri süverin mislihi” (onun benzeri on sure) ifadesinden sonra ayet sonuna kadar olan kelime adedi 10.

  • “Onun benzeri on sure” anlamına gelen “biaşri süverin mislihi” ifadesinde kullanılan harf çeşidi 10.23

  • Ayette “aşri süverin” (on sure) ifadesine kadar, “aşri süverin” ifadesindeki harfler 10 defa geçmektedir.24

1 Ayet sonunda durarak.

2 Elif, nun, fe, cim, ra, te, mim, he, se, ayn, şın, ye

3 Mim: 3, elif: 8, dal: 1, te: 0

4 Vav, lam

5 İbare sonunda durarak.

6 Se: 0, lam: 9, ye: 10, nun: 5, te: 6, lamelif: 2

7 İbare sonunda durarak.

8 Elif: 11, lam: 11, mim: 7, sad: 1, lamelif: 2

9 Elif: 4, lam: 3, mim: 3, sad: 0

10 Vav, elif, te, mim, nun,he, be, ayn, şın, ra

11 Elif: 2, se: 1, nun:2, te: 2, ye: 1, ayn: 2, şın: 1, ra: 1

12 Elif, se, nun, te, ye, ayn, şın, ra, sin, be, tı, mim

13 Elif: 3, se: 1, nun: 2, te: 2, ayn: 2, şın: 1, ra:1


15 Buradaki yazılım farkı, kelimenin cümlede nesne, özne olma durumuna göre değişmesinden kaynaklanan bir dilbilgisi farkıdır.

16 Fe, elif, nun, be, cim, sin, te, mim, he, se, ayn, şın

17 Lamelif: 2

18 Sin, be, ayn, ye, nun, mim, ra, te, fe, lam, ğayn, elif, he

19 Lamelif: 2

20 Kaf, lam, fe, elif, te, vav, be, ayn, şın, ra

21 Elif: 5, lam:3, ra: 2

22 Secavend tı’da durarak.

23 Be, ayn, şın, ra, sin , vav, mim, se, lam, he

24 Ayn, şın, ra, sin, vav


* İbare: Kuran okunurken kullanılan durak işaretleriyle veya ayet sonu-ayet başı ile ayrılan ifadeler.


HZ. YUSUF’UN RÜYASI VE 11 YILDIZ


Hani Yusuf babasına: “Babacığım, gerçekten ben (rüyamda) on bir yıldız, Güneş’i ve Ay’ı gördüm; bana secde etmektelerken gördüm” demişti. (Yusuf Suresi, 4)


  • “Onbir yıldız” anlamına gelen “ehade aşera kevkeben” ifadesindeki harf adedi 11’dir.

  • “Ehade aşera kevkeben” (onbir yıldız) ifadesine kadar olan kelime adedi 11.

  • Ayette “ehade aşera kevkeben” (onbir yıldız) ifadesine gelinceye kadar, “ehade aşera kevkeben” ifadesindeki harfler 11 defa geçmektedir.

İNSANDAKİ KROMOZOM SAYISI


İnsanı bir damla sudan yarattı, buna rağmen o, apaçık bir düşmandır. (Nahl Suresi, 4)


Erişkin bir insan bedeninde yaklaşık 100 trilyon hücre bulunmaktadır. Hücrelerin hepsi aynı genetik yapıya sahiptir. Bu genetik yapı, hücrenin çekirdeği içerisinde yer alan kromozomlarda bulunur. Bir insan hücresinde 23 çift, yani 46 adet kromozom vardır. Bunların 23’ü anneden 23’ü babadan gelmektedir. Bu kromozomlarda da, o insana ait özelliklerin kayıtlı olduğu DNA molekülleri vardır. Bilim dünyası, insan hücresindeki kromozom sayısının 46 olduğunu ancak 20. yüzyılın ikinci yarısında öğrenebilmiştir.


Kuran’da “meni” ve “nutfe” kelimeleri, farklı şeyler olarak bahsedilmektedir. “Meni” bütünü, “nutfe” ise onun bir parçasını ifade etmek için kullanılmaktadır.


* “Nutfe” kelimesi cümlede kullanılış yeri itibariyle, dilbilgisi kuralından ötürü, aşağıda nutfetin, nutfete, nutfeten gibi farklı şekillerde okunmaktadır. Ancak burada anlam değişikliği söz konusu değildir.


  • “Nutfetin” (nutfe) kelimesinin ebced değeri 23. (En küçük ebced hesabıyla)

  • Surede “nutfetin” kelimesine gelinceye kadar kullanılan harf çeşidi 23.2

  • Ayette “nutfetin” kelimesine gelinceye kaddar kullanılan harf çeşitlerinin ebced değeri 23.3 (En küçük ebced hesabıyla)

  • Surede “nutfetin” kelimesine gelinceye kadar olan noktalı harf adedi 46.

Sonra o su damlasını bir alak (embriyo) olarak yarattık; ardından o alak’ı (hücre topluluğu) bir çiğnem et parçası olarak yarattık; daha sonra o çiğnem et parçasını kemik olarak yarattık; böylece kemiklere de et giydirdik; sonra bir başka yaratışla onu inşa ettik. Yaratıcıların en güzeli olan Allah, ne Yücedir. (Mü’minun Suresi, 14)


  • “Nutfete” kelimesinin ebced değeri 23. (En küçük ebced hesabıyla)

  • Müminun Suresi’nin 13. ayetindeki “nutfeten” ifadesinden itibaren 14. ayetteki “nutfete” ifadesine gelinceye kadar olan harf adedi 23.

  • Ayette “nutfete” ifadesine kadar olan kullanılan harf çeşitlerinin ebced değeri 46.4 (En küçük ebced hesabıyla)

  • “Nutfete” ifadesinden sonra ibare* sonuna kadar, “nutfete” ifadesine ait harflerin ebced değeri 46.5 (En küçük ebced hesabıyla)

  • Suredeki “nutfete” ifadesine gelinceye kadar, “nutfete”ye ait harflerin bulunduğu kelime adedi 46.

Allah sizi topraktan yarattı, sonra bir damla sudan. Sonra da sizi çift çift kıldı. O’nun bilgisi olmaksızın, hiçbir dişi gebe kalmaz ve doğurmaz da. Ömür sürene, ömür verilmesi ve onun ömründen kısaltılması da mutlaka bir kitapta (yazılı)dır. Gerçekten bu, Allah’a göre kolaydır. (Fatır Suresi, 11)


  • “Nutfetin” ifadesinin ebced değeri 23. (En küçük ebced hesabıyla)

  • “Nutfetin” ifadesinden itibaren ayet sonuna kadar kullanılan harf çeşidi 23.6

O’dur ki, sizi topraktan, sonra bir damla sudan, sonra bir alak’tan (embriyo) yarattı; sonra sizi bir bebek olarak çıkarmakta, sonra güçlü (erginlik) çağınıza erişmeniz, sonra da yaşlanmanız için size (belli bir ömür vermektedir). Sizden kiminin daha önce hayatına son verilmektedir; adı konulmuş bir ecele erişmeniz ve belki aklınızı kullanmanız için (Allah sizi böyle yaşatır). (Mümin Suresi, 67)


  • “Nutfetin” kelimesinin ebced değeri 23. (En küçük ebced hesabıyla)

  • “Nutfetin” kelimesinden itibaren ibare* sonuna kadar olan noktalı harf adedi 23.

  • “Nutfetin” kelimesi ayette sondan başa doğru 23. kelimedir.

  • Bu ayette kullanılan harf çeşidi 23’tür.8

  • Ayette “nutfetin” kelimesine kadar olan noktalı harflerin ebced değeri 46. (En küçük ebced hesabıyla)

  • Bu ayetteki noktalı harf adedi 46.

Bir damla sudan (döl yatağına) meni döküldüğü zaman. (Necm Suresi, 46)


  • “Nutfetin” ifadesinin ebced değeri 23. (En küçük ebced hesabıyla)

  • “Nutfetin” ifadesinden sonra sure sonuna kadar, “nutfetin” ifadesinin harfleri 46 defa geçmektedir.9

  • “Nutfetin” ifadesinin bulunduğu ayetin numarası 46.

Şüphesiz Biz insanı, karmaşık olan bir damla sudan yarattık. Onu deniyoruz. Bundan dolayı onu işiten ve gören yaptık. (İnsan Suresi, 2)


  • “Nutfetin” kelimesinin ebced değeri 23. (En küçük ebced hesabıyla)

  • “Nutfetin” kelimesinden itibaren ibare* sonuna kadar olan noktalı harflerin ebced değeri 23. (En küçük ebced hesabıyla)

Kendisi, akıtılan meniden bir damla su değil miydi? (Kıyamet Suresi, 37)


  • Kıyamet Suresi 37. ayetteki “nutfe” ile İnsan Suresi 2. ayetteki “nutfe” arasında kullanılan harf çeşidi 23.10

  • Kıyamet Suresi’nde 37. ayetteki “nutfe”den itibaren İnsan Suresi 2. ayetteki “nutfe”ye kadar , “nutfe”ye ait harf bulunan kelime adedi 23.11

PETEKTEKİ AÇILAR


Rabbin bal arısına vahyetti: Dağlarda, ağaçlarda ve onların kurdukları çardaklarda kendine evler edin. (Nahl Suresi, 68)


Sonra meyvelerin tümünden ye, böylece Rabbinin sana kolaylaştırdığı yollarda yürü-uçuver. Onların karınlarından türlü renklerde şerbetler çıkar, onda insanlar için bir şifa vardır. Şüphesiz düşünen bir topluluk için gerçekten bunda bir ayet vardır. (Nahl Suresi, 69)


Bilindiği gibi bal arısı, ürettiği balı altıgen şeklindeki evlerine -peteklere- doldurmaktadır. Petek inşasında bütün şekiller içinde en ideali altıgendir. Örneğin, petek gözleri beşgen, sekizgen, dokuzgen vs. şeklinde olsaydı, bütün kenarları birbiriyle çakışmayacak; böylece petek gözleri arasında kullanılmayan kısımlar kalacaktı. Ancak arılar Allah’ın ilhamıyla altıgen şekilli petekler yaparak, en az balmumu ile en fazla bal depolarlar.


  • Bal arısından, baldan ve petekten bahsedilen ayetler, Kuran’da yalnızca bu ayetlerdir. Bu ayetlerdeki harflerin ebced değeri de 720’dir. (En küçük ebced hesabıyla)

Petekteki gözlerin iç açıları toplamı 720 derecedir.


  • Petekteki her bir göz altıgendir. Altıgendeki her bir iç açı da 120 derecedir.

Nahl Suresi’nde bu konuya gelinceye kadar olan ibare* adedi 120.


KEHF EHLİ VE MAĞARADA 309 YIL KALMALARI


Sen, yoksa Kehf ve Rakim Ehlini Bizim şaşılacak ayetlerimizden mi sandın? (Kehf Suresi, 9)


  • “Kehf Ehli” anlamına gelen “Ashabe’l Kehf” ifadesinin ebced değeri 238. (Küçük ebced hesabıyla)

  • Surede “Ashabe’l Kehfi” (Kehf Ehli) ifadesine kadar olan hece adedi de 238’dir. 12

  • Ayette “Ashabe’l Kehfi”ye (Kehf Ehli) gelinceye kadar kullanılan harf çeşidi 7.13

  • “Ashabe’l Kehfi” (Kehf Ehli) ifadesinden itibaren ayet sonuna kadar olan kelime adedi 7.

  • Surede Ashab-ı Kehf kıssasındaki, Rabbimiz’in “Allah” olarak zikredilen ismi 7 kez geçmektedir.

  • “Ashabe’l Kehfi” (Mağara Ehli) sayfadaki 7. ibarede bulunmaktadır.

  • Bu ayet, sayfada sondan başa doğru 7. ayettir.

Böylelikle mağarada yıllar yılı onların kulaklarına vurduk (derin bir uyku verdik). (Kehf Suresi, 11)


Kuran’da Ashab-ı Kehf’in mağarada ne kadar kaldıkları bildirilirken “Onlar mağaralarında üç yüz yıl kaldılar ve dokuz (yıl) daha kattılar.” (Kehf Suresi, 25) denilmektedir. Müfessirler (tefsir edenler) bu ayeti açıklarken, Kehf Ehli’nin Güneş yılına göre 300 yıl, Kameri takvime göre ise 309 sene uyuduklarına işaret edildiğini ifade etmektedirler.


  • “Nice seneler” anlamına gelen “sinine adeda” ifadesine kadar olan hece adedi tam 309’dur.14

  • Surede “sinine adeda” ifadesine gelinceye kadar olan noktasız harf adedi 309.

Sonra iki gruptan hangisinin kaldıkları süreyi daha iyi hesap ettiğini belirtmek için onları uyandırdık. (Kehf Suresi, 12)


  • Bu ayette Ashab-ı Kehf’in uyandırılma sebebi olarak, hangi grubun uyuma müddetlerini daha iyi hesap edeceğini ortaya çıkarmak için olduğu bildirilmektedir. Bu ayete gelinceye kadar olan hece adedi tam 309.15

Onlar mağaralarında üç yüz yıl kaldılar ve dokuz (yıl) daha kattılar. (Kehf Suresi, 25)


Kuran’da Ashab-ı Kehf’in mağarada kaldıkları sürenin doğrudan 309 sene olarak belirtilmeyip, 9 yıllık bir sürenin ilave edilmesi son derece hikmetlidir. Çünkü ifade şekli ile Güneş ve Ay yılları (Şemsi ve Kameri yıllar) arasındaki farka dikkat çekilmektedir. (En doğrusunu Allah bilir.)


Bilindiği gibi Güneş yılı, Dünya’nın Güneş etrafında dönmesinden meydana gelir ve Dünya’nın belirli bir noktadan ardı ardına 2 kere geçmesi arasında kalan 365,242217 Güneş günü, bir Güneş yılını oluşturur. Ay yılı ise 354,36768 günden ibarettir ki, bu Ay’ın Dünya etrafında 12 defa döndüğü süredir. Hesaplayacak olursak, Güneş ve Ay yılı arasında 10,874537 günlük bir fark vardır. Buna göre 100 Güneş senesi 103 Ay senesine denk gelir.


300 Güneş senesinin Ay senesi olarak karşılığını bulmak içinse -tam ayetteki gibi- 9 sene daha ilave etmek gerekmektedir.


  • Surede bu ayete gelinceye kadar olan ayet numaralarının toplamı 300. (Miladi 300 sene, Hicri 309 sene demektir.)

  • Ashab-ı Kehf’ten ve uyku sürelerinden bahseden son sayfa olan bu sayfadan sonra, Kuran’ın sonuna kadar olan sayfa adedi 309.

Böylece, aralarında bir sorgulama yapsınlar diye onları dirilttik (uyandırdık). İçlerinden bir sözcü dedi ki: “Ne kadar kaldınız?” Dediler ki: “Bir gün veya günün bir (kaç saatlik) kısmı kadar kaldık.” Dediler ki: “Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz daha iyi bilir; şimdi birinizi bu paranızla şehre gönderin de, hangi yiyecek temizse baksın, size ondan bir rızık getirsin; ancak oldukça nazik davransın ve sakın sizi kimseye sezdirmesin.” (Kehf Suresi, 19)


HZ. MUSA’NIN DOKUZ MUCİZESİ


“Ve elini koynuna sok, kusursuz olarak bembeyaz çıkıversin, (bu,) Firavun ve kavmine olan dokuz ayet (mucize) içinde(n biri)dir. Gerçekten onlar, fasık olan bir kavimdir.” (Neml Suresi, 12)


  • “9 mucize” anlamına gelen “tis’i ayatin” ifadesinden sonra ibare* sonuna kadar olan hece adedi 9.

  • Ayette “tis’i ayatin” (9 mucize) ifadesine gelinceye kadar, “tis’i ayatin” ifadesindeki harfler 9 kelimede bulunmaktadır.

  • “Tis’i ayatin” (9 mucize) ifadesinden itibaren ayet sonuna kadar olan kelime adedi 9.

  • “Tis’i ayatin” (9 mucize), surede sondan başa doğru 9. sayfada bulunmaktadır.

  • Ayette “9” anlamına gelen “tis’i” kelimesine gelinceye kadar kullanılan noktasız harf adedi 9.

  • “Tis’i” (9) kelimesinden itibaren ibare* sonuna kadar kullanılan noktasız harf adedi 9.17

  • “Tis’i” (9) ayette sondan başa doğru 9. kelimedir.

  • Surenin mukattaa harfleri olan “ta, sin” harflerinin ebced değeri 9. (En küçük ebced hesabıyla)

ŞEHİRDEKİ DOKUZLU ÇETE


Şehirde dokuzlu bir çete vardı, yeryüzünde bozgun çıkarıyorlar ve dirlik-düzenlik bırakmıyorlardı. (Neml Suresi, 48)


  • “9 kişi” anlamına gelen “tis’atü rahtin” ifadesinden itibaren ayet sonuna kadar, “tis’atü rahtin” ifadesindeki harfler 9 defa geçmektedir.18

  • “Tis’atü rahtin” (9 kişi) ifadesinden itibaren ayet sonuna kadar olan noktalı harf adedi 9.

  • “Tis’atü rahtin” (9 kişi) ifadesinden itibaren ayet sonuna kadar kullanılan noktasız harf adedi 9.19

  • “Tis’atü rahtin” (9 kişi) ifadesinde, surenin mukattaa harfleri olan “ta, sin”e ait harflerin ebced değeri 9.20 (En küçük ebced hesabıyla)

  • Hz. Salih ve Semud kavmi kıssasındaki ayet adedi 9.21

99 KOYUN DAVASI


“Bu benim kardeşimdir, doksan dokuz koyunu vardır, benimse bir tek koyunum var. Buna rağmen “Onu da benim payıma (koyunlarıma) kat” dedi ve bana, konuşmada üstün geldi.” (Sad Suresi, 23)


  • 99 koyunla ilgili konu, 21. ayette anlatılmaya başlanmaktadır. Hz. Davud’un bahsinin başından -17. ayetten itibaren- 21. ayete gelinceye kadar olan hece adedi 99’dur.22

  • 99 koyunla ilgili davanın konusu, ayet olarak 22. ayette anlatılmaya başlanmaktadır. 99 koyun davası, ibare* olarak ise 22. ayetin 2. ibaresinde anlatılmaya başlanmaktadır ve bu ibare* surede sondan başa doğru 99. ibaredir* .

  • 99 koyun davasının anlatılmaya başlandığı 22. ayetin 2. ibaresinden* itibaren, 24. ayetteki “onun koyunları” anlamına gelen “niacihi” ifadesine kadar hece adedi de 99’dur.

  • Surede “99 koyun” anlamına gelen “tis’un ve tis’une na’ceten” ifadesinin bulunduğu 23. ayete kadar, ayet sonlarındaki harflerin ebced değeri 99.23(En küçük ebced hesabıyla)

  • “Bu kardeşimin 99 koyunu var” anlamına gelen “haza ahi lehü tis’un ve tis’une na’ceten” ifadesinin ebced değeri de 99’dur. (En küçük ebced hesabıyla)

YEDİ GÖK


O, biri diğeriyle ‘tam bir uyum’ (mutabakat) içinde yedi gök yaratmış olandır. Rahman (olan Allah)ın yaratmasında hiçbir ‘çelişki ve uygunsuzluk’ (tefavüt) göremezsin. İşte gözü(nü) çevirip-gezdir; herhangi bir çatlaklık (bozukluk ve çarpıklık) görüyor. (Mülk Suresi, 3)


  • “7 gök” anlamına gelen “seb’a semavat” ifadesinde kullanılan harf çeşidi 7.24

  • Ayette “seb’a semavat” (7 sema) ifadesine gelinceye kadar olan harf adedi 7.

  • “Seb’a” (7) kelimesinden itibaren ayet sonuna kadar, “seb’a” kelimesindeki harfler 7 defa geçmektedir.25

  • Surede “seb’a” (7) kelimesine gelinceye kadar, “seb’a” kelimesinin harfleri 7 defa geçmektedir.26

  • “Seb’a” (7) kelimesinden sonra ibare* sonuna kadar olan hece adedi tam 7.

ON GECEYE YEMİN


Fecre andolsun, on geceye, (Fecr Suresi, 1-2)


  • Surede “10 gece” anlamına gelen “leyalin aşr” ifadesine kadar, bu ifadeye ait harfler 10 defa geçmektedir.27

  • Surede “leyalin aşr” (10 gece) ifadesine kadar olan noktasız harf adedi 10.


1 Elif: 7, ha: 0, dal: 0, ayn: 0, şın: o, ra:1, kef:0, vav: , be: 2

2 Elif, te, ye, mim, ra, lam, he, fe, sin, ayn, cim, vav, be, ha, nun, şın, kef, ze, dal, zel, kaf, hı, dad. Lamelif iki. Besmele dahil veya hariç.

3 Hı, lam, kaf, elif, nun, sin, mim

4 Se, mim, hı, lam, kaf, nun, elif, tı, fe, te

5 Nun: 3, tı: 0, fe: 3, te: 4

6 Nun, tı, fe, te, se, mim, cim, ayn, lam, kef, elif, ze, vav, ha, ye, dad, be, he, ra, kaf, sad, zel, sin. Lamelif iki

8 He, vav, elif, lam, zel, ye, hı, kaf, kef, mim, nun, te, ra, be, se, tı, fe, ayn, cim, ğayn, şın, dal, sin, lamelif iki.

9 Nun: 23, tı: 1, fe: 9, te: 13.

10 Mim, nun, ye, se, kef, elif, ayn, lam, kaf, te, fe, hı, sin, vav, cim, he, ze, zel, ra, be, dal, ha, şın. Besmele dahil veya hariç.

11 Besmele dahil.

12 Besmele dahil.

13 Elif, mim, ha, sin, be, te, nun

14 Besmele dahil.

15 Besmele dahil.

17 Sin, ayn, elif, lam, ye, ra, vav, mim, he

18 te: 2, sin: 2, ayn: 1, ra: 2, he: 1, tı: 1

19 sin, dal, vav, ye, elif, lam, ra, sad, ha, lamelif iki

20 tı: 1, sin: 1

21 45. ayetten itibaren 53. ayete kadar: 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53.

22 Secavend “mim”de, “tı”da ve “cim”de durarak.

23 Ra, kaf, sad, be, be, dal, kaf, be, be, be, be, dal, be, be, kaf, be, be, kaf, be, be, be, tı, be

24 Sin, be, ayn, mim, vav, elif, te

25 Sin: 2, be: 3, ayn: 2

26 “Lamelif” iki

27 Lam: 3, ye: 1, elif: 2, ayn: 1, şın: 1, ra: 2


* İbare: Kuran okunurken kullanılan durak işaretleriyle veya ayet sonu-ayet başı ile ayrılan ifadeler.



Kuran’daki Dikkat Çekici Sayılar Mucizesi Hakkında Okumanız Gereken Genel Bilgi


Güç ve kudret sahibi Allah, bundan 14 asır önce, tüm insanlara doğru yola iletici bir kitap olan Kuran-ı Kerim’i indirmiş ve tüm insanlığı Kuran’a uyarak kurtuluşa ermeye davet etmiştir. Kuran gönderildiği andan kıyamet gününe kadar, insanlığın tek rehberi olan son Hak kitap olacaktır.


Kuran gönderildiği dönemden bu döneme kadar her devirde yaşamını sürdüren her insanın anlayabileceği, basit ve sade bir özelliğe sahiptir. Kuran-ı Kerim’in, edebi özelliğinin muhteşem oluşu, benzersiz üslup özellikleri ve içerdiği kusursuz hikmet, Kuran-ı Kerim’in Yüce Allah’ın vahyi olduğunun gerçek kanıtlarındandır.


Kuran-ı Kerim’in Yüce Allah’ın vahyi olduğunu ispatlayan pek çok mucizevi özelliği vardır. Bunlardan biri, ancak 20. ve 21. yüzyıl teknolojisiyle eriştiğimiz bazı bilimsel gerçeklerin 1400 yıl önce Kuran’da belirtilmiş olmasıdır.


Elbette ki Kuran bir bilim kitabı değildir. Fakat bazı ayet-i kerimelerde, ciddi derecede özlü ve hikmetli bir anlatım içinde bildirilen bazı bilimsel bulgular, ancak 20. yüzyıl teknolojisi ile ortaya çıkarılmıştır. Kuran-ı Kerim’in vahyedildiği yıllarda bilimsel olarak keşfedilmesi imkansız olan bu bilgiler, insanlara Kuran Yüce Allah’ın vahyi olduğunu bir kez daha kanıtlamaktadır.


Bu yazı Sn. Adnan OKTAR’ın Kuran Mucizeleri isimli eserinden faydalanarak derlenmiştir.


Okuduğunuz için teşekkürler!


Allah’inİsimleri.COM



Kuran"daki Dikkat Çekici Sayılar

DNA VE GENETİK TARİHİNİN BAŞLANGICI

DNA VE GENETİK TARİHİNİN BAŞLANGICI

Bilindiği gibi DNA terimi, canlılardaki genetik malzemenin kısaltılmış ifadesidir. Genetik biliminin başlangıç tarihi ise, Mendel isimli bilim adamının 1865 yılında hazırlamış olduğu genetik yasalarına dayanır. Bilim tarihi için bir dönüm noktası oluşturan bu tarihe, Kuran’da 18:65 numaralı Kehf Suresi’nin 65. ayetinde işaret edilmektedir. (En doğrusunu Allah bilir.)




D-N-A harflerinin (Arapça’da Dal-Nun-Elif harflerinin) Kuran’da nerelerde yan yana geldiği incelendiği zaman, en fazla Kehf Suresi’nin 65. ayetinde geçtiği görülecektir. Bu ayette benzersiz bir şekilde, D-N-A harfleri ardı ardına tam üç defa, yan yana yer almaktadır. Kuran’ın başka hiçbir ayetinde “DNA” harfleri bu şekilde ardarda ve çok sayıda geçmez.


DNA teriminin dikkat çekici bir şekilde yer aldığı bu istisna ayetin numarası ise 18:65’tir. Bu rakamlar genetik biliminin başlangıç yılı olan 1865 yılına dikkat çekmektedir. Bunu rastlantı olarak değerlendiremeyiz. Çünkü Kuran’da sadece 18:65 ayetinde “DNA” ardarda üç defa geçmektedir. Bu işaret mucizevi niteliktedir; çünkü DNA (Deoksiribo Nükleik Asit) ismini bilim dünyası çok yakın sayılabilecek bir tarihte koymuştur.


DNA ve genetik tarihinin başlangıcı olan ve 1865 yılına işaret eden Kehf Suresi’nde, DNA toplam 7 defa tekrarlanırken, RNA da (Arapça’da Ra-Nun-Elif harfleri) 7 defa tekrar etmektedir. Bildiğiniz gibi RNA molekülü de DNA gibi genetik yapıyı oluşturan diğer bir moleküldür. Bu nedenle DNA-RNA’nın özellikle bu surede eşit sayıda geçmesi, gerçekten bu moleküllere yüzyıllar önce Kuran’da işaret edildiğinin ayrı bir kanıtıdır. (En doğrusunu Allah bilir.)



Kuran’da Harf Dizilimleriyle İşaret Edilen Bilimsel Bilgilerden Bazıları Mucizesi Hakkında Okumanız Gereken Genel Bilgi


Allah, bundan ondört yüzyıl önce, tüm insanlara doğru yola ileten bir kitap olan Kuran-ı Kerim’i göndermiş ve tüm insanlığı Kuran-ı Kerim’e uyarak kurtuluşa ermeye çağırmıştır. Kuran vahyedildiği andan kıyamete kadar, insanlığın yegane rehberi olan son Hak kitap olacaktır.


Kuran vahyedildiği dönemden bu döneme kadar her çağda yaşayan her topluluğun öğüt alabileceği, kolay ve sade bir özelliğe sahiptir. Kuran-ı Kerim’in, edebi dilinin mükemmelliği, benzersiz üslup özellikleri ve içerdiği kusursuz hikmet, Kuran-ı Kerim’in Yüce Allah’ın vahyi olduğunun gerçek kanıtlarındandır.


Kuran-ı Kerim’in Yüce Allah’ın vahyi olduğunu delillendiren pek çok mucizevi özelliği vardır. Bu özelliklerden biri, ancak 20. ve 21. yüzyıl teknolojisiyle eriştiğimiz bir takım bilimsel gerçeklerin 1400 sene önce Kuran’da bildirilmiş olmasıdır.


Elbette ki Kuran bir bilim kitabı değildir. ANCAK çeşitli ayet-i kerimelerde, son derece özlü ve hikmetli bir anlatım içinde bildirilen bir takım bilimsel gerçekler, ancak 20. yüzyıl teknolojisi ile keşfedilmiştir. Kuran-ı Kerim’in indirildiği dönemde bilimsel olarak keşfedilmesi mümkün olmayan bu bilgiler, insanlara Kuran Yüce Allah’ın vahyi olduğunu bir kez daha kanıtlamaktadır.


Bu yazı Sn. Adnan OKTAR’ın Kuran Mucizeleri adlı kitabından faydalanarak derlenmiştir.


Okuduğunuz için teşekkür ederiz!


ALLAH’ın İSİMLERİ



DNA VE GENETİK TARİHİNİN BAŞLANGICI

23 Şubat 2017 Perşembe

Kalpleri Mıknatıs Gibi Çeken Dua

Kalpleri Mıknatıs Gibi Çeken Dua
Bu yazı dua hakkında okuyucuyu derinden etkileyen ve ziyaretçinin düşünce yapısında önemli etki bırakan konular içermektedir. Yazıyı dikkatlice incelediğinizde dua etmek ile alakalı çok önemli bilgiler edinmiş olacaksınız. İçeriği sonuna kadar okuduktan sonra sosyal medya platformları üzerinden PAYLAŞIM YAPMAYI AKLINIZDAN ÇIKARMAYIN!!!
[su_divider top="no" style="dashed" divider_color="#747474" size="1" margin="15"]

Kalp Hakkında Bazı Ayetler


“Rabbimiz, bizi hidayete erdirdikten sonra kalplerimizi kaydırma ve Katından bize bir rahmet bağışla. Şüphesiz, bağışı en çok olan Sensin Sen.” (Al-i İmran Suresi, 8)

Allah, bunu, yalnızca bir müjde ve kalplerinizin tatmin bulması için yapmıştı; (yoksa) Allah’ın Katından başkasında nusret (zafer ve yardım) yoktur. Hiç şüphesiz Allah üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir. (Enfal Suresi, 10)

İman edip salih amellerde bulunanlar ve ‘Rablerine kalpleri tatmin bulmuş olarak bağlananlar’, işte bunlar da cennetin halkıdırlar. Onda süresiz kalacaklardır. (Hud Suresi, 23)

Dua Etmek İle İlgili Genel Bilgi


[wpts_spin]Dua, Allah ile insanlar arasında kurulan bir iletişimdir. Yüce Allah ile bağlantı kurma ihtiyacı insanın fıtratında bulunmaktadır. Müminler için Yüce Allah’a dua da bulunmak, yaşamlarının olmazsa olmaz ve bir parçasıyken, birçokları için dua sadece büyük zorluk altında olunca, tehlikelerle karşı karşıya kalınca hatırlanması gereken bir ibadettir. Allah samimi olmayan bu dua biçimini makbul karşılamaz. Asıl hayırlı olan hem rahatlıkta, hem de zorlukta Yüce Allah’tan yardım istemektir. Samimi bir şekilde Allah’a dua etmenin yolları Kuran’da detaylıca tarif edilmiştir.

Kuran’da dua, hiçbir şekli kalıba sokulmaz. “Allah’ı ayaktayken, otururken ve yan yatarken zikredin” (Nisa Suresi, 103)ayeti, insanın her durumda ve her şartta Allah’ı anıp O’na dua edebileceğini gösterir. Önemli olan şekil değil, dua eden kişinin samimiyet ve teslimiyetidir.


Okuduğunuz için teşekkürler!


Allah’inİsimleri.COM

Kalpleri Mıknatıs Gibi Çeken Dua

Münafıkların çirkef olanları olduğu gibi sessiz derinden faaliyet gösterenleri de vardır

Münafıkların deşifresi ile alakalı düzenlenen videoları hazırladığımız bu bölümde sizin için münafıkları gördüğünüz yerde öldürün anahtar k...